Ramazan'ın Evrenselliği ve İnsanlığa Sunduğu Değer
Ramazan ayına veda ederken, bu mübarek ayın İslam dinindeki yerini ve önemini tekrar hatırlamak gerekiyor.
Ramazan, İslam'ın farz telakki ettiği orucun tutulduğu; manevi bir arınma, kendi özüne dönme vakti, geçmişimizi muhasebe etme ve yenilenme ayıdır. Her yıl farklı aylara denk gelmesi, her coğrafyada kendine özgü bir bereket ve huzur getirmektedir.
Modern İnsanın Kaosu ve Ramazan'ın Şifa Veren Dokunuşu
Günümüz modern insanı, hayatın hızlı akışı ve büyük bir kaos içinde yaşadığından kendini görmekte zorlanıyor. Uzmanlar, psikolojik problemlerden, duygu bozukluklarından ve depresyondan uzaklaşmak için hayatı yavaşlatmanın gerekliliğini vurguluyor. İşte Ramazan, tam da bu noktada devreye giriyor. Psikologların zihni, ruhu ve bedeni hasta bireyler için önerdiği dinlenme ve arınma fırsatını sunuyor. Beden görünüşte sağlıklı olsa da ruhsal kaosun çözümü onu dinlendirmekten geçiyor.
Ramazan'da Prangalardan Kurtulmak
Ramazan, insanın prangalarından kendini azat etmesi, bedenin isteklerine "dur" demesi ve esas irade sahibinin kim olduğunu bedenine göstermesi anlamına geliyor. Ramazan birçok özelliği yanında, bu kaotik ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen yaşamın durdurulup, insanın kendi ruh dünyasına dönerek niçin var olduğunu, dünyada neler yaptığını ve yapması gerektiğini tefekkür edeceği bir zaman dilimi sunuyor. Belki de Ramazan'ın zamanı bu kadar büyülü hale getirmesinin altında yatan neden de budur.
Ramazan'ın Çok Yönlü Anlamı
Ramazan, dinî, sosyolojik, psikolojik ve kültürel olarak pek çok özelliği ve yönü olan bir aydır. Ekonomik olarak zorlanan birçok kesimin düşünüldüğü, daha doğrusu düşünülmeye başlandığı bir aydır. İnsanlar sofrada bulunan yemeğin, bir lokma ekmek bulmanın ne kadar anlamlı ve önemli olduğunu görüyor, anlıyor. Sofrada nimet ve gıdanın ne kadar önemli olduğunu hissetmek ancak Ramazan'la mümkün oluyor. Bu zaviyeden bakıldığından insan, başkalarının da böyle sofrası şenlensin diye empati kurma ihtiyacı hissediyor.
Toplumsal Dayanışma ve Yardımlaşma
Bu noktada bireysel çaba yanı sıra sivil toplum örgütleri, toplumsal gruplar aracılığıyla çaba sarf edilen, birbirine yardımcı olunan, toplumdaki problemleri çözmek için herkesin elinden geleni yaptığını da belirtmek gerekir. Ramazan, kendimize dönmek, fıtratımıza dönmek ayıdır. Fıtrata dönmek, insanın Rabbine dönmesidir. İnsan kendini tanırsa, nefsini bilirse Rabbini tanır. Bu yüzden kendimizi tanımak; varoluşumuzu anlamakla başlar, insanın varlık olarak ne kadar basit ve aciz, aynı zamanda ne kadar mükemmel olduğunu hatırlamaktır. Afaktaki ve enfüsteki delilleri, işaretleri, ayetleri tefekkür gözüyle bakıp, kendine dönebilmektir. Bu, verilen bütün nimetleri anlamakla, onlara karşı şükür borcumuzu hatırlamakla mümkün olur.
Ramazan'da Hayata Bakış Açımızı Yeniden Şekillendirmek
İslam dünyasında her anlamda büyük gürültü koptuğu, huzur ve sükunetin belki hiç gelmeyecekmiş gibi kaybolduğu günleri yaşarken, Ramazan’ın bunları telafi etmenin, bunu yeniden talep etmenin ayı olduğu anlaşılacaktır. Kendine, yaşadığın çevreye, ailene, âleme bakacaksın. Nefsi arzularını bir kenara bırakıp seni sen yapan noktaların sadece bedensel ihtiyaçlar olmadığının farkına varacaksın. Kılınan teravihler, okunan mukabeleler, beraber yapılan iftarlar aslında insana insanın gerektiğini, insanın insanın kurdu olmadığını, insanın sosyal bir varlık olduğunu, varlığının ancak bu şekilde tekemmül edeceğini idrak edeceği bir dönemdir Ramazan.
Birlik ve Beraberliğin Önemi: Kolektif Yaşamın Gerekliliği
Kolektif yaşam biçiminin gerekliliğini hatırlatan bir aydır Ramazan. Bu birlik ve beraberliğin aslında bütün aylara dağıtılması gereken bir zaman dilimi olduğunu hatırlatır. Tabii ki Ramazan Kur'an ayıdır. Kur'an sadece okunup ayetlerin terennüm edildiği değil, okunurken zihinden, dilden kalbe ve zihne aktarıldığı, anlaşılmak ve yaşanılmak durumunda olduğu fark edilen bir aydır. Sadece ayetleri tek başına tekrar etmek yeterli değil, o ayetlerin ışığında bir yaşam sürebilme gayretidir. Bu gayrete sahip olmamız gerektiğini hatırlatan bir aydır.
İsraftan Kaçınmak, Komşuyu Düşünmek
Ramazan ayrıca şatafatlı, aşırı masraflı, israflı iftar ve sahur sofralarının eğlencelerinden uzak durmayı gerektiren bir aydır. “Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir” medeniyetinden olduğumuzu hatırlama ayıdır. Hem ibadetlerin daha huzurlu ve sükûnet içinde yaşandığı hem de komşuyu rahatsız etmeme, onları hatırlama, sığ ve boş tartışmalardan, anlamsız didişmelerden uzak yaşama ayıdır.
Basit Tartışmalardan Sıyrılmak
Ramazan aynı zamanda toplumsal anlamda birlikte yaşama kültürünün zirveye çıktığı bir aydır. Bize benzeyen veya benzemeyen, bizim gibi yaşayan veya yaşamayan insanların birlikte ve huzur içinde olabileceğini gösteren ve toplumun teminatı olan bir aydır. Bunu görmek Müslümanlara düşen açık bir görevdir. Bu açıdan basit ve sığ tartışmalardan “oruçlu olmayan oruçlu olana saygı göstersin” gibi sığ taleplerden sıyrılarak gönüllülük esasına göre içten gelen her şeyi normalleştiren doğal dine ihtiyaç vardır. Bu dinin ortaya çıkardığı huzurlu topluma ihtiyaç vardır. Oruç bunun en güzel yollarından birisidir. Çünkü Yüce Allah bize her yıl bu fırsatı veriyor ve bizim bu fırsatı değerlendirmemizi istiyor. Tüketilen bir ay değil, bireyin kendini bulduğu bir ay olmalıdır. Tükenilen değil, yaşam bulunan bir ay. Çünkü Ramazan hep var olma ayıdır.
Zamanın Kıymetini Anlamak: Ramazan'ın Öğretisi
Kaç yıl önce yaz sıcağında Ramazan idrak ediliyordu. Şimdi bahar başlangıcında, önümüzdeki yıllarda da kışın zemheri soğuğunda idrak edilecek. Yani zaman ayağımızın altından kayıp gidiyor. Her yıl 10 gün Ramazan'ın kaydığını gördüğümüz gibi bunu idrak etmeliyiz. Toplum huzuru ve sükuneti açısından zamanın değerini toplum ile birleştirmek empatik, nezaket sahibi, başkasını düşünen, hak ve hukuka saygılı, ahlaki değerleri yüksek, nebevi ahlakı bezenmiş bir toplum için, nebevi ahlakın özelliğini, güzelliğini benimseyecek bir zihin açısından önemli bir zaman dilimi.
Zamanın Aydınlatıldığı Bir Ay
Tüketmek yerine üretmek.
Dışlamak yerine kucaklamak.
Ayırmak yerine birleştirmek.
Tüketim yerine üretim.
Yok etmek yerine inşa süreci…
Toplumdaki şiddet sarmalının çözümü olarak trafikte, evde, sokakta, iş yerinde, okulda her yerde Müslümanların şiddet sarmalında olduğu, kimsenin kimseye tahammülü olmadığı bir dönemdeyiz. Artık tahammül kültürünü, sabrı yükselteceğimiz bir ay olmalıdır Ramazan. Çünkü günü yaşayan, günü tüketen, kaba, şedit, kindar, habis bir insan modelinden, beşeriyetten insaniyete geçiş ayı olmalı Ramazan ayı. Bireyi birey yapan hususların tekrar tekrar gündeme getirilmesi gereken bir aydır.
Nice Ramazanlara...